Venedik Bienali 53. Uluslararası Sanat Sergisi Türkiye Pavyonu için 28 Nisan Salı günü Babylon Lounge’da bir basın toplantısı ve kitap tanıtımı düzenlendi. Toplantıda küratör Başak Şenova, küratör asistanı Nazlı Gürlek, sanatçılar Banu Cennetoğlu ve Ahmet Öğüt ile grafik tasarımdan sorumlu Eray Makal projenin ve kitapların hazırlanma süreçlerine dair bir sunum yaptılar.
Bu yıl 17 Haziran – 22 Kasım 2009 tarihleri arasında düzenlenecek olan Venedik Bienali 53. Uluslararası Sanat Sergisi’nde Türkiye'yi küratörlüğünü Başak Şenova’nın üstlendiği “Lapses/*” başlıklı proje temsil edecek. “Lapses/*, iki projeden: Banu Cennetoğlu’nun ‘Katalog’ ve Ahmet Öğüt’ün ‘İnfilak Etmiş Şehir’ başlıklı işlerinden oluşuyor.
“Lapses/*” projesi üç ciltlik bir kitap serisini de kapsıyor. Başak Şenova’nın editörlüğünü yaptığı birinci cilt, projenin kataloğu işlevi görmesinin yanı sıra kavramsal çerçeve, yapıtlar ve genel süreç hakkında notlar içeriyor. Yazar, film kuramcısı ve video sanatçısı Jalal Toufic’in editörlüğünü yaptığı ikinci ciltte, William C. Chittick, Jalal Toufic ve Paul Virilio’nun da aralarında bulunduğu 20’yi aşkın yazarın “lapses” kavramına farklı açılardan ve derinlemesine yaklaşımlar içeren metinleri yer alıyor. İçerdiği alıntılarla birlikte, bu kitap tüm proje için esin kaynağı ve referans oluşturacak. Editörlüğü yine Başak Şenova tarafından yapılan üçüncü ciltte ise dört farklı proje, kavramsal çerçeve dahilinde tartışmaya açılıyor: Ceren Oykut’un Park Otel’i; Daniel García Andújar’ın Postkapital projesi; RGS’nin Kriegspiel projesi ve Yane Calovski’nin Ana Plan projesi. Birinci ve üçüncü ciltlerin asistan editörlüğünü Nazlı Gürlek üstlenmiş, kitap serisinin tasarımı ise Eray Makal’a ait.
Başak Şenova söze kavramsal çerçeveyi oluşturan Latince “Lapsus” kavramının Türkçe’de denk geldiği anlamları sıralayarak başladı: beklenen veya kabul edilen bir durum veya alden kazara veya geçici düşüş veya sapma, önceki bir standarttan geçici bir düşüş veya sürçme, aralık veya zaman akışı, akıp geçen süre, dürüstlük veya erdemden uzaklaşma, ahlaki çöküş. Aynı şekilde İngilizce’de “lapse” kelimesine karşılık gelen -atlama, dalgı, kusur, sürçme, başarısız olma- gibi çeşitli kavramları sıralayarak devam etti.
Küratör Şenova, sergiyi planlarken başlama noktasının bellekteki atlamalar olduğunu belirttikten sonra, hatırlama eylemine girdiğimiz zaman her seferinde belleğimizi baştan oluşturduğumuzu, ancak bu arada da birçok da detayı atladığımızı vurguladı. Bu atlamaları, boşlukları, dalgıya düştüğümüz anları tespit ettiğimiz takdirde yeni hikayeler, tarihler yazmamızın, hatta yeni yalanlar söylememizin mümkün olduğunu ekledi. Araştırma sürecinde üstünde çalıştığı kavramsal çerçevenin çatallanmaya, iki yöne doğru ayrılmaya başladığını, bir yönün atlamaları tespit etmek üzerine gittiğini, diğer yönünse atlamayı, dalgıyı, dalgıya düşmeyi yaşayan insanların deneyimi üzerine gittiğini farkettiğini anlatan Senova, bu noktada Jalal Toufic’in “Lapses” adlı metnini keşfettiğini ve ona giderek bir kitap serisi yaparak bütün süreci belgelemek istediğini belirttiğini anlattıktan sonra hazırladıkları üç ciltlik kitap serisini tanıttı.
Türk pavyonunun bu sene gene Arsenale’de ama bu kez dışarda, tek başına duracak geçici bir yapıda gerçekleşeceğini duyuran Şenova, sanatçılarının işlerinin birbirine baktığını, yapının iç malzemesinin dışarı taşındığını, dolayısıyla yapının kendisinin de atlama üzerinden gittiğini belirtti ve sözlerine Banu Cennetoğlu ve Ahmet Öğüt’ün işlerinden kısaca bahsederek devam etti.
Banu Cennetoğlu’nun çektiği birçok fotoğrafı bağlamlarından birer, ikişer, üçer kez kopararak biraraya getirdiğini ve bu şekilde bir postayla sipariş kataloğu tasarladığını kaydetti. İzleyicinin seçtiği fotoğraflar için doldurduğu formu götürülebileceğini ve Venedik Bienali süresince oradaki fotoğrafların tamamının indirilebileceğini ama hiçbir zaman kataloğun tamamını elde edemeyeceğini vurguladı. Sanatçının bu işiyle atlamalar üzerine çok şey söylediğini ve oraya giren izleyiciyi atlama yapmaya zorladığını ekledikten sonra sanatçının belirlediği kategorilerden bazılarına ait kareler gösterdi.
Bunu takiben Şenova, diğer sanatçı Ahmet Öğüt’ün Calvino’nun Görünmez Kentler’i üzerinden hareketle hayali bir kent yarattığını ve bu kentin şimdiye kadar çoğunluğu terör saldırıları yüzünden infilak etmiş binalardan ve araçlardan oluştuğunu anlattı. 1/100 ölçeğindeki bu maketin aslında birebir belge niteliği taşıdığını da sözlerine ekledi.
Daha sonra sözü alan Ahmet Öğüt, esin kaynağının edebiyat, Italo Calvino ve onun Hayali Kentler adlı eseri olduğunu, kitaptaki hikayelere kendi kurguladığı hikayeyi eklediğini, maketinin 1990’lı yıllardan sonra hepimizin şahit olduğu, belleklerimizde yer etmiş olaylara mekan olmuş binalardan oluştuğunu kaydetti ve işinden görüntüler sundu.
Banu Cennetoğlu ise konuşmasında, yaklaşımının fotoğrafın bir şekilde kendi içinde barındırdığı problematiği işlemek yönünde olduğunu, hazırladığı kataloğun belki bu anlamda “fotoğrafın zafiyeti üzerine bir anıt” olarak görülebileceğini, içinde yer alan kategorilerin aslında imaj bankalarındaki “aile, gençlik, güzellik, yaz, bahar, sonbahar” gibi bildik kategorizasyonlara gönderme yaptığını belirtti. Seyirciyi getirmek istediği noktanın, kişinin bir şey edinmek istediği zaman neye, hangi kriterlere göre sahip olmak istediği üzerine düşünmesini sağlamak olduğunu ekleyen Cennetoğlu, bienalin ticari-turistik gösteri niteliğine gönderme olarak işlerini pahalılaştıracağına bedava dağıtmaya karar verdiğini ifade etti.
Son olarak söz alan Eray Makal ise, sergi konseptinin tasarımında sanatçıların önüne geçmeyen yalın ve temiz bir çalışmayı hedeflediklerini vurguladı.
www.artacademia.net